Bazen diyorum ki bütün tweetlerimi ingilizce yazayım yada yunanca yazayım,amk ne bileyim bissürü dilde yazayım. O zaman beni kimse anlamaz,düşünülen bir fikre zaten saygı duyulmayan bir ülkede yaşadığımız apaçık ortada. Buna rağmen toplumun bir parçası olmayıp insanları olduğu gibi kabul eden,düşüncelere saygı gösteren bir insanım. “dinci”, “nurcu”, “tarikatçı” diye yaftaladığınız yada “kemalist”,”laik” hatta ve hatta “müslüman laik, “ulusalcı” tarzında yaftalamalarınızın hiç biri değilim. Şimdi de “amk nesin o zaman?” diye bir cümleyle karşılaşabilmekten korktuğum için açıklıyorum. Olaylara objektif bakan bir insanım. Eğer birisi Allah’la dalga geçiyorsa bir “kemalist” dediğiniz insanın yerindeymişim gibi düşünür, Atatürk’le dalga geçiliyorsa “dinci” dediğiniz insan yerine geçip düşünürüm. Objektif olmak budur.
Ben küçüükken beni sınıfın erkeklerini ayartıyorum diye öğretmenimden yediğim dayağı düşünüp İTHAL ÖĞRETMENE EVET!” yada “HER YERİ ÖZELLEŞTİRİYORLAR ÜLKE ELDEN GİDİYOR” diyecek kadar bazılar gibi dik kafalı olamadım henüz. Bakış açımı aşırı genişlettim. Evet genişletmek çok zor oldu, yapılan yanlışların kanıma dokunmamasını engelledim kendimce. Zorladım. Çünkü gördüğüm ülkelerde insanların bu düşünceyle çok daha barış içinde yaşadıklarını,huzurlu olduklarını gördüm. Türkiye’ye bunu ben getirecek değilim elbette. Ama en azından kişisel olarak kendimi rahat hissedebiliyorum ve bir süre sonra hiç bir şey kanıma dokunmamaya başladı. Atatürk’le dalga geçiliyor diye REPORT EDİN VATANHAİNİ diyip kendi kendimi oturduğum yerde komik duruma düşürmüyorum. Zira böyle demediğim için türk olmadığımı düşünenler olabilir. Ama bir asker çocuğu olarak sanırım buradaki çoğunuzdan çok daha Türk’üm ve ülkenin zorlukları içinde büyümüş bir insanım. Her türlü şeyin milliyetçiliğine karşıyım. Milliyetçilik ülke böler,kendini üstün sanan eziklerin götlerini kaldırır,yolda dönüp yüzüne bakmayacağınız insandan emir almanızı sağlar. Müzik gruplarının,filmlerin bile aşırı fanlarına karşıyımdır. Düşünsene adamın biri bir müzik grubunu savunurken yada tuttuğu takımı savunurken kendinden geçiyor,insanlıktan çıkıyor. Aynı IRKTAN dediği insanlar birbirlerine giriyor ve gerçekten cahillik olduğunun farkına varamıyor. Ben tanrıyla dalga geçiyorsunuz da neden Atatürk’le dalga geçilince çığırıyorsunuz amk? dediğimde insanların kimisi aynı şey değil dedi. Ama madem inançlısınız sizi yaratanla dalga geçmek daha saçma değil mi? dedim. Adam “ben inanmıyorum” diye cevap verdi. Ne kadar kolay değil mi bencil olmak? Keşke ben de olabilsem.. Objektif bakamasam,o zaman çok fazla kafa yormaya da değmez. Bana batmıyor der geçerim. Ama o zaman ne bu ülke ilerler,ki gerçekten ilerlediği söylenemez, ne de bizler adam oluruz. Bakın,bizler diyorum. Kendimi hiç birinizden ayrı tutup yüceltmiyorum. Çünkü ben İNSANIM. Hepimiz gibi insanım.
Kimisi de “Hem tanrıyla dalga geçmek hem de Atatürk’le dalga geçmek yasaklansın,ikisi de yanlış” dedi. Olm siz manyak mısınız? O zaman niye günlerdir yasaklanan kitabın taslağını her yerde paylaşıyorsunuz? Neden bu kadar çığırıyorsunuz? O zaman, o kitap taslağının düşüncesine karşı olanlar haklı. Ufkumuz nasıl bu kadar dar olabiliyor anlamıyorum. Her türlü yasağa karşı bir insanım. Obama hayranları da Amerika’da resmen dalga geçiyorlar adamla. Sevmediklerinden mi ? Yoo. Ben şimdi Atatürk’le ilgili bir eleştiride bulunduğumda adamı sevmiyor muyum demek oluyor? Hayır. Ama bunu anlamayacak kadar bilinçsiz insanlar var,yaşıyor. Sadece milliyetçisi değilim.
İzmir’de yaşayan bir insan olarak artık ATATÜRK FANATİKLERİ diye telaffuz ettiğimiz insanları gördükçe,o tarz zihniyetten daha da soğuyorum. Siz hiç bir sürü Cumhuriyet Teyzesiyle aynı yerde oturdunuz mu? Bindiğiniz bir otobüste yer vermezseniz, yiyeceğiniz lafları hiç düşündünüz mü? Neden ? çünkü teyzem altın gününden geliyor yada yok yok gidip en sosyete mekanlarda kahvesini içmiş ama İzmir’de taksi pahalı olduğu için otobüse binmiş şıkır şıkır ve boğulmak üzere olduğum parfüm kokusuyla otobüsü alt üst etmiş,kırış kırış teyzemize yer vermemek dünyanın en ayıp şeyi. Bu tarz insanlar ülkeyi kurtarmaya çalışıyorlar, herşeye muhalefet oluyorlar ama bunu facebook,twitter,tumblr ve bilimum sosyal medya sitelerinde yapıyorlar ya,işte en komiği o. Hiç bir sosyal medya sitesine ülke kurtarmak için üye olmuyorum.Bu objektif görüşüm yüzünden zaman zaman ben de ikilemde kalıyorum hatta Tumblr’a ilk üye olduğumda bununla ilgili bir post bile atmıştım : http://bit.ly/hcKE6p
Annem öğretmen. Açıkcası “cumhuriyetçi” diye nitelendirdiğimiz bir kadındır. Öğrencilerine Atatürk’ü aşılar (dozunu kaçırmadan). İzmir’in cumhuriyetin ilanından sonra ilk yapılan okulunda çalışıyor. Okulun en genç öğretmeni diyebilirim. Çünkü okul “Cumhuriyet teyzeleri” diye tabir ettiğimiz 90 yaşına gelmiş olsa da hala “evde oturup ne yapıcam?” mantığıyla bissürü öğretmen adayı gencin önünü tıkayan öğretmenlerle dolu. Bu yüzden annem en gençleri. Emekliliği geldiği zamanda da hemen emekli olup gençlerin önünü açmak isteyen birisi. Neyse, annemi arayıp “YGS sınavı iptal mi olacakmış?” diye sordum. “Sanmıyorum ama ortada bir sızdırma varsa olsun tabi ama bana sorarsan bence yok,çünkü muhalefet aşırı yükleniyor hükümete,sırf muhalefet olmak için yapıyor bunu.Yine kendilerini düşünüyorlar. Tamam eleştirecek bir sürü yönü olabilir hükümetin ama illa ki vuracağız bir yerden diye çırpınmak boşa,insanı görüşlerinden soğutuyorlar” dedi.
İşte keşke hepimiz böyle olabilsek.. Böyle objektif bakabilsek
^:^
9 Nisan 2011 Cumartesi
31 Mart 2011 Perşembe
Paranormal Olaylar içindeyim
Annemin kurabiyeleri var. Bu kurabiyeler hiç bayatlamıyor,beş sene sonra da yesen aynı tazelikte kalıyor. Ciddiyim. Tarifini en yakın arkadaşımlarımdan birisi istemişti,annem de telefonda uzun uzun anlatmıştı ama arkadaşım deneyip yine de yapamamıştı. Derler ya,anne eli değince daha bi farklı olur diye. Sanırım öyle. Zira annemin sebze yemeği dışında bir şey yaptığını düşünürsek gerçekten bu bir mucize. Çünkü evde sebze dışında bir şey pişmez. Eğer et pişecekse de yanına pilav yada makarna gibi şeyler yapılmaz. Sağlık beslenirler onlar. Evet ben öyle değilim,ben gayet önüme geleni yerim. Kırmızı et yemem bir tek. Tavuk ve balık yerim. Özellikle balık konusunda tatmadığım türü yoktur. Yılan balığı bile yemişliğim vardır. Neyse konu nerden buraya geldi anlamadım. Anlatmak istediğim şey farklıydı. Yazdım mı susmak bilmiyorum ama yüzyüze böyle değilim.
Neyse, annem yine haftasonu İzmir'den dönerken yanıma bu kurabiyelerden koymak için yapmaya koyuldu. Ben de hazırlanıyordum bir kaç saat sonra otobüsüm vardı. Toparlandım. Annemle beraber evden çıktık. Evde çok oyalanmıştık,geç kalacaktık. Tam kapıdan çıktığımız anda birden aklıma kurabiyeler geldi. "koydun mu çantama?" dedim. Annem panik oldu "AAAA UNUTTUM HEMEN GETİREYİM" dedi. Ben de "Boşver yea,acelemiz var. Kalsn bu seferlik" desem de dinlemedi. Gitti,getirdi. Zar zor yetiştim otobüsüme. Çok unutkan bir insan olduğum için sürekli "bak Tuğçe,kurabiyeleri sakın inerken almayı unutma" diyip durdu. Ve ben tabi ki kurabiyeleri inerken almayı unuttum. Unuttuğum gibi bi de bir kaç gün sonra aklıma geldi. Hufflayıp durdum kendi kendime. Yine aradan bir kaç gün geçtikten sonra mutfağın dolabını açtım bardak almak için. Annemin koyduğu aynı saklama kabının içinde aynı kurabiyeler vardı.
Bundan sonra korkun benden,söylüyorum.
Neyse, annem yine haftasonu İzmir'den dönerken yanıma bu kurabiyelerden koymak için yapmaya koyuldu. Ben de hazırlanıyordum bir kaç saat sonra otobüsüm vardı. Toparlandım. Annemle beraber evden çıktık. Evde çok oyalanmıştık,geç kalacaktık. Tam kapıdan çıktığımız anda birden aklıma kurabiyeler geldi. "koydun mu çantama?" dedim. Annem panik oldu "AAAA UNUTTUM HEMEN GETİREYİM" dedi. Ben de "Boşver yea,acelemiz var. Kalsn bu seferlik" desem de dinlemedi. Gitti,getirdi. Zar zor yetiştim otobüsüme. Çok unutkan bir insan olduğum için sürekli "bak Tuğçe,kurabiyeleri sakın inerken almayı unutma" diyip durdu. Ve ben tabi ki kurabiyeleri inerken almayı unuttum. Unuttuğum gibi bi de bir kaç gün sonra aklıma geldi. Hufflayıp durdum kendi kendime. Yine aradan bir kaç gün geçtikten sonra mutfağın dolabını açtım bardak almak için. Annemin koyduğu aynı saklama kabının içinde aynı kurabiyeler vardı.
Bundan sonra korkun benden,söylüyorum.
Toshiba sana bir sözüm yok,hayatımdan çık git
Laptop'umu alalı bir sene bile olmadı. Kendisine bayağı iyi bi para verdim. Oyun oynanmalık. İki sene garantisi vardı. Hala var ve daha bir sene olmadığına göre garantisi daha bitmemiş demek. En son İzmir'e gittiğimde bıraktım onu,zor oldu ama bıraktım. Servise götürsünler fanından aşırı ses geliyor,temizlesinler diye. Aynı zamanda hazır gitmişken format atılsın istedim.
Çok mu şey istedim?
Adamların cevabı şu olmuş "formatı sadece C sürücüsüne atamayız, komple atarız ve eğer yedekleme istiyorsanız ayrıyetten 75 tl vermeniz gerekiyor,ayrıca fanı gayet normal çalışıyor".
Kendileri sağır galiba? Bir de ben hayatımda ilk defa D sürücüsüne format atıldığını duydum sevgili gönül dostları. Şok oldum. Bir an ne saçmalıyorlar diye düşündüm. En kısa zamanda İzmir'e gidip Toshiba servisinin kapısına dayanıp "EVET BEN CEMİLE" modunda ağızlarına sıçacağım. Adamlara deprem oldu,madurlar diyoruz,üzülüyoruz. Ama eminim bu bizim yerli halkımızın aklı,japonların değil.
Çok mu şey istedim?
Adamların cevabı şu olmuş "formatı sadece C sürücüsüne atamayız, komple atarız ve eğer yedekleme istiyorsanız ayrıyetten 75 tl vermeniz gerekiyor,ayrıca fanı gayet normal çalışıyor".
Kendileri sağır galiba? Bir de ben hayatımda ilk defa D sürücüsüne format atıldığını duydum sevgili gönül dostları. Şok oldum. Bir an ne saçmalıyorlar diye düşündüm. En kısa zamanda İzmir'e gidip Toshiba servisinin kapısına dayanıp "EVET BEN CEMİLE" modunda ağızlarına sıçacağım. Adamlara deprem oldu,madurlar diyoruz,üzülüyoruz. Ama eminim bu bizim yerli halkımızın aklı,japonların değil.
No Smoking cüğerlerin maffoluuağ
Sene sanırım 2007 falan. Liseye gidiyorum. Eğer sene doğruysa 16-17 yaşlarındayım. Ama maşallahım var ki bütün barlara girip çıkıyorum sanki reşitmişcesine..
Küçüklüğümden beri her yaz Marmaris'e gideriz. Bu yaz bi değişiklik yapıp Bodrum'a gittik diye isyan etmişliğim bile var. O kadar benimsemişim orayı. Hatta küçükken tatil bitti İzmir'e dönüyoruz diye her seferinde Marmaris'ten İzmir'e dönene kadar salya sümük ağlardık kuzenlerimle. Marmaris'te bir orman yangını olsa yine oturur ağlardık. Denizi kirlense hemen böhühü moduna girerdik. Tamam küçükken çok ağlaktık ama konu Marmaris olunca dayanamıyorduk. O kadar çok anım var ki orayla ilgili.. Travestilerin bizi kovalaması (gerçi bu olay İzmir'de de çok oldu) , farkında olmadan yunus balıklarıyla beraber yüzmemiz, deniz bisikletiyle açılalım diye bataklığa girip ölümlerden dönmemiz,annemi bir gün tekne turunda denize atlamasıyla beraber arkasından köpek balığının belirmesi ve bizim çığlıklarımıza kadar bissürü anım oldu. Ama en çok şimdiki anlatacağım anıya hala gülüyoruz ailecek.
Bir gün yine gece dışarı çıkıyoruz. Yanımda benden 6 yaş büyük kuzenim,annem,annemin kuzeni,annemin kuzeninin çocuğu o da benden bir yaş küçük. Bir de başka bir kuzenim daha var. Yani toplamda dört kadın,iki erkeğiz. Sahilden yürürken birden bir turist denize atladı,herkes çığlık atmaya başladı. İntihar etmek istiyormuş zaar. Herkes bir panik oldu,polis geldi falan. O sırada o olayı izlerken yanımıza başka bir turist geldi. Yaşı sanırım 18-19 civarıydı(yalan olmasın daha büyük olabilir zira turistlerin hayvan gibi gözüktüğünü düşünürsek). Sürekli yanıma gelip bir şeyler soruyor,ben cevap verdikçe daha da soruyor,saçmalıyordu. En sonunda o meşhur soruyu sordu. "Bu gece nereye gidiyorsun?" ben güldüm. Annem de tamamen masum bir biçimde "Tuğçe,söyle de bizimle gelsin,eğleniriz" dedi. Annem çocuğu muhtemelen benim yaşlarımda sandı. Turist olduğunu unutunca tabi hiç bir zarar vermeyecek sanıyor. Neyse ben söyledim,çocuk bize takıldı. Bara gittik oturuyorduk.
O zamanlar annemin izniyle içki içtiğimden tekila içmek istiyorum sürekli,annem izin vermiyor. Hafif bir tartışma yaşanıyor orda. En son zar zor izin aldım. Gittim barmene,tekila istiyorum dedim. Artık oradakiler bizi tanıdığından hemen çıkarttı verdi. Barmene Abi falan diyorum yani,biliyor yaşımı da. Ama turistik yerde pek sorun olmuyor. Dedim ya hayvan gibi gözüken bir turist 15 yaşında çıkabildiğine göre kimse kimseye yaşını sormuyor. Hele bayansan hiç. Ben barmenle tekilamı verene kadar muhabbet ederken yanıma geldi o turist,ismi Peter'dı. İngilizmiş falan. Böyle muhabbet etmeye başlayınca bara oturdum ben de,annemlerin masasına gitmedim. O da oturdu muhabbet ediyoruz. Bir süre muhabbetten sonra yanıma annem geldi,oturdu. Ben "anne ne geldin,gitsene yea" tarzında konuşurken çocuk o sırada sigara çıkardı. Yakmaya başladı. Bunu gören annemin,garip anamın,kadın anamın tepkisi o bilmeyen ingilizcesiyle şu oldu " No smoking cüğerlerün mafffoluuaaağ". Bu cümleyi kurarken aynı zamanda eliyle ciğerlerini gösteriyor ve "maffoluuaağ" tepkileri veriyordu. Ben orada yerin dibine girdim. Çocuk güldü. Şöyle bi anneme dönüp baktım. Sonra arkama bakıp kuzenime işaret ettim gelmesi için. Kuzenim geldi. Durumu anlattım,annem de "ne var ya nolmuş?" diyip duruyor. Kuzenim gülmekten altına işememek için kendini zor tuttu. Çocuğa dönüp "ben gidiyorum" dedim. Uzaklaştım hemen oradan. Bütün gece sabaha kadar mideme ağrılar girdi gülmekten. Annem hala neden bu kadar çok güldüğümüzün farkında değildi.
Hala kuzenlerimle görüştüğümüzde muhabbeti geçiyor. Hatta kuzenimle dışarda buluştuğumda O'nun arkadaşları varsa,onlara anlatıyor yanımda. Benim sevgilim falan varsa bir de ona anlatıyor. Cümle aleme rezil oluyorum hala.
Hayat bana çok zor.
Küçüklüğümden beri her yaz Marmaris'e gideriz. Bu yaz bi değişiklik yapıp Bodrum'a gittik diye isyan etmişliğim bile var. O kadar benimsemişim orayı. Hatta küçükken tatil bitti İzmir'e dönüyoruz diye her seferinde Marmaris'ten İzmir'e dönene kadar salya sümük ağlardık kuzenlerimle. Marmaris'te bir orman yangını olsa yine oturur ağlardık. Denizi kirlense hemen böhühü moduna girerdik. Tamam küçükken çok ağlaktık ama konu Marmaris olunca dayanamıyorduk. O kadar çok anım var ki orayla ilgili.. Travestilerin bizi kovalaması (gerçi bu olay İzmir'de de çok oldu) , farkında olmadan yunus balıklarıyla beraber yüzmemiz, deniz bisikletiyle açılalım diye bataklığa girip ölümlerden dönmemiz,annemi bir gün tekne turunda denize atlamasıyla beraber arkasından köpek balığının belirmesi ve bizim çığlıklarımıza kadar bissürü anım oldu. Ama en çok şimdiki anlatacağım anıya hala gülüyoruz ailecek.
Bir gün yine gece dışarı çıkıyoruz. Yanımda benden 6 yaş büyük kuzenim,annem,annemin kuzeni,annemin kuzeninin çocuğu o da benden bir yaş küçük. Bir de başka bir kuzenim daha var. Yani toplamda dört kadın,iki erkeğiz. Sahilden yürürken birden bir turist denize atladı,herkes çığlık atmaya başladı. İntihar etmek istiyormuş zaar. Herkes bir panik oldu,polis geldi falan. O sırada o olayı izlerken yanımıza başka bir turist geldi. Yaşı sanırım 18-19 civarıydı(yalan olmasın daha büyük olabilir zira turistlerin hayvan gibi gözüktüğünü düşünürsek). Sürekli yanıma gelip bir şeyler soruyor,ben cevap verdikçe daha da soruyor,saçmalıyordu. En sonunda o meşhur soruyu sordu. "Bu gece nereye gidiyorsun?" ben güldüm. Annem de tamamen masum bir biçimde "Tuğçe,söyle de bizimle gelsin,eğleniriz" dedi. Annem çocuğu muhtemelen benim yaşlarımda sandı. Turist olduğunu unutunca tabi hiç bir zarar vermeyecek sanıyor. Neyse ben söyledim,çocuk bize takıldı. Bara gittik oturuyorduk.
O zamanlar annemin izniyle içki içtiğimden tekila içmek istiyorum sürekli,annem izin vermiyor. Hafif bir tartışma yaşanıyor orda. En son zar zor izin aldım. Gittim barmene,tekila istiyorum dedim. Artık oradakiler bizi tanıdığından hemen çıkarttı verdi. Barmene Abi falan diyorum yani,biliyor yaşımı da. Ama turistik yerde pek sorun olmuyor. Dedim ya hayvan gibi gözüken bir turist 15 yaşında çıkabildiğine göre kimse kimseye yaşını sormuyor. Hele bayansan hiç. Ben barmenle tekilamı verene kadar muhabbet ederken yanıma geldi o turist,ismi Peter'dı. İngilizmiş falan. Böyle muhabbet etmeye başlayınca bara oturdum ben de,annemlerin masasına gitmedim. O da oturdu muhabbet ediyoruz. Bir süre muhabbetten sonra yanıma annem geldi,oturdu. Ben "anne ne geldin,gitsene yea" tarzında konuşurken çocuk o sırada sigara çıkardı. Yakmaya başladı. Bunu gören annemin,garip anamın,kadın anamın tepkisi o bilmeyen ingilizcesiyle şu oldu " No smoking cüğerlerün mafffoluuaaağ". Bu cümleyi kurarken aynı zamanda eliyle ciğerlerini gösteriyor ve "maffoluuaağ" tepkileri veriyordu. Ben orada yerin dibine girdim. Çocuk güldü. Şöyle bi anneme dönüp baktım. Sonra arkama bakıp kuzenime işaret ettim gelmesi için. Kuzenim geldi. Durumu anlattım,annem de "ne var ya nolmuş?" diyip duruyor. Kuzenim gülmekten altına işememek için kendini zor tuttu. Çocuğa dönüp "ben gidiyorum" dedim. Uzaklaştım hemen oradan. Bütün gece sabaha kadar mideme ağrılar girdi gülmekten. Annem hala neden bu kadar çok güldüğümüzün farkında değildi.
Hala kuzenlerimle görüştüğümüzde muhabbeti geçiyor. Hatta kuzenimle dışarda buluştuğumda O'nun arkadaşları varsa,onlara anlatıyor yanımda. Benim sevgilim falan varsa bir de ona anlatıyor. Cümle aleme rezil oluyorum hala.
Hayat bana çok zor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)