31 Mart 2011 Perşembe

Paranormal Olaylar içindeyim

Annemin kurabiyeleri var. Bu kurabiyeler hiç bayatlamıyor,beş sene sonra da yesen aynı tazelikte kalıyor. Ciddiyim. Tarifini en yakın arkadaşımlarımdan birisi istemişti,annem de telefonda uzun uzun anlatmıştı ama arkadaşım deneyip yine de yapamamıştı. Derler ya,anne eli değince daha bi farklı olur diye. Sanırım öyle. Zira annemin sebze yemeği dışında bir şey yaptığını düşünürsek gerçekten bu bir mucize. Çünkü evde sebze dışında bir şey pişmez. Eğer et pişecekse de yanına pilav yada makarna gibi şeyler yapılmaz. Sağlık beslenirler onlar. Evet ben öyle değilim,ben gayet önüme geleni yerim. Kırmızı et yemem bir tek. Tavuk ve balık yerim. Özellikle balık konusunda tatmadığım türü yoktur. Yılan balığı bile yemişliğim vardır. Neyse konu nerden buraya geldi anlamadım. Anlatmak istediğim şey farklıydı. Yazdım mı susmak bilmiyorum ama yüzyüze böyle değilim.
Neyse, annem yine haftasonu İzmir'den dönerken yanıma bu kurabiyelerden koymak için yapmaya koyuldu. Ben de hazırlanıyordum bir kaç saat sonra otobüsüm vardı. Toparlandım. Annemle beraber evden çıktık. Evde çok oyalanmıştık,geç kalacaktık. Tam kapıdan çıktığımız anda birden aklıma kurabiyeler geldi. "koydun mu çantama?" dedim. Annem panik oldu "AAAA UNUTTUM HEMEN GETİREYİM" dedi. Ben de "Boşver yea,acelemiz var. Kalsn bu seferlik" desem de dinlemedi. Gitti,getirdi. Zar zor yetiştim otobüsüme. Çok unutkan bir insan olduğum için sürekli "bak Tuğçe,kurabiyeleri sakın inerken almayı unutma" diyip durdu. Ve ben tabi ki kurabiyeleri inerken almayı unuttum. Unuttuğum gibi bi de bir kaç gün sonra aklıma geldi. Hufflayıp durdum kendi kendime. Yine aradan bir kaç gün geçtikten sonra mutfağın dolabını açtım bardak almak için. Annemin koyduğu aynı saklama kabının içinde aynı kurabiyeler vardı.
Bundan sonra korkun benden,söylüyorum.

Toshiba sana bir sözüm yok,hayatımdan çık git

Laptop'umu alalı bir sene bile olmadı. Kendisine bayağı iyi bi para verdim. Oyun oynanmalık. İki sene garantisi vardı. Hala var ve daha bir sene olmadığına göre garantisi daha bitmemiş demek. En son İzmir'e gittiğimde bıraktım onu,zor oldu ama bıraktım. Servise götürsünler fanından aşırı ses geliyor,temizlesinler diye. Aynı zamanda hazır gitmişken format atılsın istedim.
Çok mu şey istedim?
Adamların cevabı şu olmuş "formatı sadece C sürücüsüne atamayız, komple atarız ve eğer yedekleme istiyorsanız ayrıyetten 75 tl vermeniz gerekiyor,ayrıca fanı gayet normal çalışıyor".
Kendileri sağır galiba? Bir de ben hayatımda ilk defa D sürücüsüne format atıldığını duydum sevgili gönül dostları. Şok oldum. Bir an ne saçmalıyorlar diye düşündüm. En kısa zamanda İzmir'e gidip Toshiba servisinin kapısına dayanıp "EVET BEN CEMİLE" modunda ağızlarına sıçacağım. Adamlara deprem oldu,madurlar diyoruz,üzülüyoruz. Ama eminim bu bizim yerli halkımızın aklı,japonların değil.

No Smoking cüğerlerin maffoluuağ

Sene sanırım 2007 falan. Liseye gidiyorum. Eğer sene doğruysa 16-17 yaşlarındayım. Ama maşallahım var ki bütün barlara girip çıkıyorum sanki reşitmişcesine..
Küçüklüğümden beri her yaz Marmaris'e gideriz. Bu yaz bi değişiklik yapıp Bodrum'a gittik diye isyan etmişliğim bile var. O kadar benimsemişim orayı. Hatta küçükken tatil bitti İzmir'e dönüyoruz diye her seferinde Marmaris'ten İzmir'e dönene kadar salya sümük ağlardık kuzenlerimle. Marmaris'te bir orman yangını olsa yine oturur ağlardık. Denizi kirlense hemen böhühü moduna girerdik. Tamam küçükken çok ağlaktık ama konu Marmaris olunca dayanamıyorduk. O kadar çok anım var ki orayla ilgili.. Travestilerin bizi kovalaması (gerçi bu olay İzmir'de de çok oldu) , farkında olmadan yunus balıklarıyla beraber yüzmemiz, deniz bisikletiyle açılalım diye bataklığa girip ölümlerden dönmemiz,annemi bir gün tekne turunda denize atlamasıyla beraber arkasından köpek balığının belirmesi ve bizim çığlıklarımıza kadar bissürü anım oldu. Ama en çok şimdiki anlatacağım anıya hala gülüyoruz ailecek.
Bir gün yine gece dışarı çıkıyoruz. Yanımda benden 6 yaş büyük kuzenim,annem,annemin kuzeni,annemin kuzeninin çocuğu o da benden bir yaş küçük. Bir de  başka bir kuzenim daha var. Yani toplamda dört kadın,iki erkeğiz. Sahilden yürürken birden bir turist denize atladı,herkes çığlık atmaya başladı. İntihar etmek istiyormuş zaar. Herkes bir panik oldu,polis geldi falan. O sırada o olayı izlerken yanımıza başka bir turist geldi. Yaşı sanırım 18-19 civarıydı(yalan olmasın daha büyük olabilir zira turistlerin hayvan gibi gözüktüğünü düşünürsek). Sürekli yanıma gelip bir şeyler soruyor,ben cevap verdikçe daha da soruyor,saçmalıyordu. En sonunda o meşhur soruyu sordu. "Bu gece nereye gidiyorsun?" ben güldüm. Annem de tamamen masum bir biçimde "Tuğçe,söyle de bizimle gelsin,eğleniriz" dedi. Annem çocuğu muhtemelen benim yaşlarımda sandı. Turist olduğunu unutunca tabi hiç bir zarar vermeyecek sanıyor. Neyse ben söyledim,çocuk bize takıldı. Bara gittik oturuyorduk.
O zamanlar annemin izniyle içki içtiğimden tekila içmek istiyorum sürekli,annem izin vermiyor. Hafif bir tartışma yaşanıyor orda. En son zar zor izin aldım. Gittim barmene,tekila istiyorum dedim. Artık oradakiler bizi tanıdığından hemen çıkarttı verdi. Barmene Abi falan diyorum yani,biliyor yaşımı da. Ama turistik yerde pek sorun olmuyor. Dedim ya hayvan gibi gözüken bir turist 15 yaşında çıkabildiğine göre kimse kimseye yaşını sormuyor. Hele bayansan hiç. Ben barmenle tekilamı verene kadar muhabbet ederken yanıma geldi o turist,ismi Peter'dı. İngilizmiş falan. Böyle muhabbet etmeye başlayınca bara oturdum ben de,annemlerin masasına gitmedim. O da oturdu muhabbet ediyoruz. Bir süre muhabbetten sonra yanıma annem geldi,oturdu. Ben "anne ne geldin,gitsene yea" tarzında konuşurken çocuk o sırada sigara çıkardı. Yakmaya başladı. Bunu gören annemin,garip anamın,kadın anamın tepkisi o bilmeyen ingilizcesiyle şu oldu " No smoking cüğerlerün mafffoluuaaağ". Bu cümleyi kurarken aynı zamanda eliyle ciğerlerini gösteriyor ve "maffoluuaağ" tepkileri veriyordu. Ben orada yerin dibine girdim. Çocuk güldü. Şöyle bi anneme dönüp baktım. Sonra arkama bakıp kuzenime işaret ettim gelmesi için. Kuzenim geldi. Durumu anlattım,annem de "ne var ya nolmuş?" diyip duruyor. Kuzenim gülmekten altına işememek için kendini zor tuttu. Çocuğa dönüp "ben gidiyorum" dedim. Uzaklaştım hemen oradan. Bütün gece sabaha kadar mideme ağrılar girdi gülmekten. Annem hala neden bu kadar çok güldüğümüzün farkında değildi.
Hala kuzenlerimle görüştüğümüzde muhabbeti geçiyor. Hatta kuzenimle dışarda buluştuğumda O'nun arkadaşları varsa,onlara anlatıyor yanımda. Benim sevgilim falan varsa bir de ona anlatıyor. Cümle aleme rezil oluyorum hala.
Hayat bana çok zor.